Pazartesi, 30 Eylül 2013 11:20BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ
Bir varmış, bir yokmuş. Yahut bir yokmuş, bir varmış. İşte yaşam bu iki vaziyet arasında bitmez, tükenmez bir sabırla dönüp duruyor. Biz bu devinimi birbirinden ayırsak da öyle iç içe öyle aynı ki esasında! Yani doğmak ve ölmek. İkisinin birbirinden hiçbir farkı yok. Zaten bu yüzden her ikisini de benzer şekilde karşılamamız bekleniyor Yaradan tarafından.

Yaşam zıtlıklarla yaratılmış denilir ya, esasında o zıtlıklar birbiri olmadan var olamayan yani birbirini ‘tamam’ eden şeyler. Bu yüzden ‘var’ı da bir ‘yok’ u da. Yani hepimiz için masalın başı da sonu da aynı. Aynı da, tadı da bir mi? Pek tabi ki okunduğunda lezzete ulaştıran yer kendi masalımızın tam ortası. O geçen sürede ne yaptığımız, nasıl biri olduğumuz? Bu ikisi bizi biz yapan bütünün de tam karşılığı esasında. Bilmiyorum yaşarken sorgulama yapıyor musunuz? Yoksa ‘Ay ne sorgulayacağım hayatı, deli miyim?’ mi diyorsunuz? Çünkü işte bu sorgulama, masalınızın gelişme bölümündeki tüm yaşanılanların cevabı oluyor. Lezzetini değerlendireceğimiz bölüm için sorgulayabilmek çok önemli.

Sizce Yüce Yaradan’ın bizi keyfimizin sınırlarını zorlamamız için yaratmış olması mümkün mü? Bilmem, kimine göre belki...  Ama esası öyle değil. İnanıyorum, değil her bir insan şu yaşamda var olmuş her bir maddenin üzerine yüklenen bir anlam muhakkak ki var.  Ben kimim? Beni toplumda, ailemde ben yapan şeylerin tanımı nedir? Ne bileyim, kendimi bir başkasına göre daha cömert, daha anlayışlı, daha yardımsever mi görüyorum? Yahut daha sabırsız, daha fevri, daha aldırmaz tavırlarım mı var? Ben, insanlara zarar mı veriyorum yoksa yararım mı dokunuyor? Yahut bu ikisinin terazisi ne vaziyette? Bana bu canı ve bu yaşamı bahşeden için ne yapıyorum? Yaşadığım şu ana kadar, herhangi birine yardım elimi uzattım mı? Birini karanlıklarından çıkarıp, ışığı oldum mu? Bir alıp, bin koyabildim mi mesela? Mesela olmazlarım aslında zorunluluklarım mı? Severek mi yaşıyorum işimi, eşimi, ailemi, dostlarımı? Yoksa bunlar mecburiyetlerin olmazları mı? Aklınızı karıştıracak, içinize sıkıntı verecek değilim. Yaşamınızın en azından bir kısmında bunlar ve benzeri şeyleri sorgulamaya başlamışsanız masalınızı da en özgün şekilde yazıyorsunuz, demektir. Zaten farkında bile olmadan içinde bulunduğumuz olaylar işte bilincimizdeki bu sorgulamaların sonuçları oluyor esasında.

Biliyor musunuz hepimiz kendi masalımızı yazarken  ‘ben’ oluyoruz aslında. Kendimizi çözümleme, kendimiz üzerinden de neyi ne kadar yaşamamız, neyin ne kadar içinde olmamız gerektiğini de öğreniyoruz. Fena halde toplum yararını düşünen biri olarak ben, bireysel ürettiklerimle yaşamayı daha çok seviyorum mesela. Ama çoğunlukla toplu yapılacak işlerden kaçıyorum. Bireysel üretimim, bireysel bilgi ve becerimle topluma ve yaşama fayda vermeyi istiyorum. Çünkü bizler, fark etmeden topluluklar içinde toplum için kayboluyoruz. Arkamızı kalabalıklara dayayarak kendi dünyamızın, deryamızın sınırlarını göremiyoruz. Naçizane bu yüzden bireysel olarak en azından birkaç şey yapın derim. Bunun insana verdiği hazzı anlatmak mümkün değil kanımca. Bir de elbette topluluklar, cemiyetler, birlikler, dernekler olmadan yaşayamayanlarımız var. Çok görmüyorum. İnsan onlardan da ne deneyimler elde ediyor biliyorum. Ancak daima bu toplulukların da arkasında yaşamamamız gerektiğini söylemeye çalışıyorum. İşte o vakit ‘Şimdi artık sen de herkes gibisin, sevgilim…” diyen şairin kulaklarını çınlatmanız gerekliliğini hatırlatıyorum.

Evet…

Bir varmış, bir yokmuş… Kendi masalının kahramanları olanlar ermişler muratlarına, biz de çıkalım kerevetine. Gökten de üç elma düşmüş, biri o masalın kahramanlarına, biri size, birisi de bana…

Feride Hande Gemici

Ziyaretçi Yorumları
  • yasemin
    tüm yorumlar
    YENİ GÖREVİNDE BAŞARILAR DİLERİM CİĞERİM KARDEŞİM. İŞTE SENİN GÜZELLİĞİN . İŞTE SENİN ASALETİN. İŞTE SEN. SENİN GİBİ BİR İNSANIN VARLIGINDAN HABERLERİ OLMALI. SENİ TANIMAYANLAR BİLMEYENLER......
  • yasemin
    tüm yorumlar
    HANDE cim hani yazmışsınız ya BİR HASRET BİN ÖZLEM...aynen öle işte. hümanın kokusunu özledim. sizin sayeniz de hayatım da geçirdiğim en güzel günlerimi özledim. hani siz asansördeyken bile...
  • tüm yorumlar
  • MERYEM
    tüm yorumlar
    müzik zevklerimiz bir olduğu için arattığım bir şarkıda çıktınız karşıma severek takip ediyor ve dinliyorum. Baktım herkez bişeyler yazmış bende yazayım dedim sevgiler.
  • Derya Aksu Demirezen
    tüm yorumlar
    Yıllar önce dede ve babaannem ermeni soykırımından kaçarak ağrı ya gelmişler. Babam liseye kadar yaşamını ağrı yığnıtepe köyünde geçirmiş. Bizler hala oraları göremedik.Sizin bu yazınızı okuduktan...
  • lerzan kara
    tüm yorumlar
    tatlım az evvel gezerken rastladım sana yazılarını okudum geçirdiğin rahatsızlık neydi bilemiyorum ama inş. tekrar yaşamazsın sevdiğim adamla evliyim demişsin bunada çoook içten sevindim çook...
  • selim altındiş
    tüm yorumlar
    Sevgili Feride Hande; kişisel sayfanın yeni yüzü çok hoşmuş yazılarını sevrek okumaya devam edecez.sevgiler saygılar...
  • Derya Aksu Demirezen
    tüm yorumlar
    Bahtsızım demek kabul edip önüne çıkan fırsatlar varsa bile değerlendirememek, doğru anda doğru hareketi yapamamak, fırsatı görüp değerlendirememek gibi sayamayacağım kadar çok şeye sebep olan...
  • Derya Aksu Demirezen
    tüm yorumlar
    Merhaba; Yazılarınızı çok severek okuyorum. Beni farklı açılardan düşündürtüp, hayata dair yeni pencereler açıyor. Yüreğinize, elinize sağlık. Yeni siteniz de çok güzel olmuş. Hayırlı olsun! Sevgi...
  • meral özkan
    tüm yorumlar
    Güzel kızım, Erdemin, derinliğin, güçlü kişiliğin ve yaşının çok üzerindeki olgunluğun, yazılarına o kadar güzel yansımış ki... Geçmişe dair gönül gezdirdiğim bir ruh hali içinde, başta annen...
  • tüm yorumlar
  • tüm yorumlar