Çarşamba, 04 Aralık 2013 11:00ZORUNLULUK DEĞİL GÖNÜLLÜLÜK

İnsan yaşamının bir dönemini zorunluluklar için geçirir; farkına bile varmaz. Gittiği okulların, okuduğu bölümlerin, edindiği arkadaşların, verdiği kararların, kurduğu cümlelerin zorunluluktan olduğunu hep sonradan anlar. İşte insan yaşamının iyikileri de keşkeleri de bu şekilde oluşur. Esasında insan yaşam yolculuğu boyunca hep büyür, hep gelişir. Bu herkesin yüce gönüllü bir insan haline gelmesi anlamını taşımaz hiç şüphesiz. Herkes kendi kararınca, kendi gönlünün el verdiği yere kadar olgunlaşır, büyür. Bu sebeple hemen hepimiz için yaşamda zorunluluktan yaptığımız pek çok şey öyle ya da böyle mevcuttur.

Yaşamım boyunca amacım sanki hep birilerine yardım etmek, kendimce yaşamlarını kötülükten kurtarmakmış gibi hissederek el verdiğince buna göre davranan biriyim. Hayır demeyi pek çoğunuz gibi bilmem. Hatır araya girdi mi kendimi bile feda edebilecek biriyim. Başkasının üzülmesindense kendimin üzülmesini tercih ederim. Çünkü bir başkasının acısı vicdanımı hergün daha büyük bir acı ile yiyip bitirecektir bilirim. Çoğu zaman kendimden çok annem, babam, kardeşim, eşim, arkadaşım nasıl mutlu olacaksa öyle yaşarım. Diyorum ya, sizin gibi hepimiz gibi. Dünyanın herhangi bir yerinde yalnızca yazan, keşfeden biri olabilirdim. Bunu da yapardım. Gelin görün ki sizin varlığınıza bağlı olan bir ekmek kapısı ve o ekmek kapısında çalışan insanları bırakıp gitmek bu yüreğe göre değil. Bu da bir çeşit zorunluluk pek tabi.

Yirmili yaşlarım çeşitli derneklerde canla başla çalışarak, emek sarf ederek geçti. İçinden geçerken kendime ne kadar mutlusun diye soramamıştım. Belki de alacağım cevaptan korktuğumdan. Bunu ifade ederken belirtmek isterim ki elbette yaşadığım mutluluklar da vardı. Ama hep bir şey benim için eksikti. Sonra belki sizin ‘Ne acı’ diye nitelendireceği ama benim bir ‘Şans’ diye nitelendirdiğim bir hastalık süreci geçirdim. Bu herkese nasip olmazdı. Belki de yapmak istediklerim için, gerçekten manevi tatmini yaşayacağım, el uzatabileceğim insanlar için bu yoldan geçmek zorundaydım. Hastalık geldi geçti. Ben şimdi bunu yaşayanlar ve yakınları için ne yapabilirim. Umut ışığı olabilir miyim? Diye bir muhasebeye girdim. İşte bu kez gerçekten istediğim, arzuladığım; hiçbir zorunluluğu olmadığı için bir oluşum ortaya çıkarmak istiyordum. Ama bu arkanızda bir sağlık ekibi ve gönüllüleri olmadan olamayacaktı. Ben düşünür ve yoluma fırsatı çıkarması için Yaradan’a dua ederken tedavimi gerçekleştiren Prof. Dr. Ali Ünal ve Erciyes Üniversitesi Kemik İliği ve Aferez Ünitesinin hekim ve hemşirelerinden bir ekip amacımız için bir dernek kurmak istediklerini ve başında benim bulunmamı istediklerini belirttiler. Bunu nasıl büyük bir mutlulukla karşılayıp, nasıl büyük bir heyecan içine girdiğimi anlatmam mümkün değil.

Kuruluş aşamasında olduğumuz ve ilk gayri resmî toplantımızı yaptığımız derneğimizin ismi ‘Lenfoma, Lösemi, Myeloma Hasta ve Yakınları Dayanışma, Eğitim ve Geliştirme Derneği’. Bu çatı altında, hastalarımıza ve yakınlarına yaşadıkları sıkıntının yaşamın yalnızca bir süreci olduğunu anlatmaya, yaşamdan kopmadan sosyal birçok etkinliği birlikte geçirmeye ve psikolojik destek sağlayarak birer savaşçı nasıl olunacağını öğretmeye ve bu hastalığı birlikte atlatmaya çalışacağız. İlerleyen dönemde detayları ve çalışmalarımızı muhakkak sizlerle paylaşacağım.

Şimdi diyeceğim de o ki belki de ilk kez zorunluluklarım dışında, içtenlikle, aşkla, sevgiyle ve içimde kocaman bir umutla bir şeyler yapmaya hazırlanıyorum.

Dualarınızı ve yardımlarınızı eksik etmemeniz temennisiyle…

Feride Hande Gemici

fhandegemici@gmail.com

Ziyaretçi Yorumları
  • yasemin
    tüm yorumlar
    YENİ GÖREVİNDE BAŞARILAR DİLERİM CİĞERİM KARDEŞİM. İŞTE SENİN GÜZELLİĞİN . İŞTE SENİN ASALETİN. İŞTE SEN. SENİN GİBİ BİR İNSANIN VARLIGINDAN HABERLERİ OLMALI. SENİ TANIMAYANLAR BİLMEYENLER......
  • yasemin
    tüm yorumlar
    HANDE cim hani yazmışsınız ya BİR HASRET BİN ÖZLEM...aynen öle işte. hümanın kokusunu özledim. sizin sayeniz de hayatım da geçirdiğim en güzel günlerimi özledim. hani siz asansördeyken bile...
  • tüm yorumlar
  • MERYEM
    tüm yorumlar
    müzik zevklerimiz bir olduğu için arattığım bir şarkıda çıktınız karşıma severek takip ediyor ve dinliyorum. Baktım herkez bişeyler yazmış bende yazayım dedim sevgiler.
  • Derya Aksu Demirezen
    tüm yorumlar
    Yıllar önce dede ve babaannem ermeni soykırımından kaçarak ağrı ya gelmişler. Babam liseye kadar yaşamını ağrı yığnıtepe köyünde geçirmiş. Bizler hala oraları göremedik.Sizin bu yazınızı okuduktan...
  • lerzan kara
    tüm yorumlar
    tatlım az evvel gezerken rastladım sana yazılarını okudum geçirdiğin rahatsızlık neydi bilemiyorum ama inş. tekrar yaşamazsın sevdiğim adamla evliyim demişsin bunada çoook içten sevindim çook...
  • selim altındiş
    tüm yorumlar
    Sevgili Feride Hande; kişisel sayfanın yeni yüzü çok hoşmuş yazılarını sevrek okumaya devam edecez.sevgiler saygılar...
  • Derya Aksu Demirezen
    tüm yorumlar
    Bahtsızım demek kabul edip önüne çıkan fırsatlar varsa bile değerlendirememek, doğru anda doğru hareketi yapamamak, fırsatı görüp değerlendirememek gibi sayamayacağım kadar çok şeye sebep olan...
  • Derya Aksu Demirezen
    tüm yorumlar
    Merhaba; Yazılarınızı çok severek okuyorum. Beni farklı açılardan düşündürtüp, hayata dair yeni pencereler açıyor. Yüreğinize, elinize sağlık. Yeni siteniz de çok güzel olmuş. Hayırlı olsun! Sevgi...
  • meral özkan
    tüm yorumlar
    Güzel kızım, Erdemin, derinliğin, güçlü kişiliğin ve yaşının çok üzerindeki olgunluğun, yazılarına o kadar güzel yansımış ki... Geçmişe dair gönül gezdirdiğim bir ruh hali içinde, başta annen...
  • tüm yorumlar
  • tüm yorumlar